top of page

Adalet Gerçekten Var mı, Yoksa Sadece Bir Bakış Açısı mı?

“Bir aslanı gün boyu takip etseydiniz ve aslanın yaşamak için verdiği mücadeleye tanık olsaydınız, günün sonunda bu aslanın bir ceylanı yakalayıp yemesi sizi mutlu ederdi. Aynı hikâyeyi ceylanı takip ederek başlasaydınız ve ceylanın yaşamak için verdiği mücadeleye tanık olsaydınız, günün sonunda bu ceylanın bir aslan tarafından yenmesi sizde bir öfke uyandırırdı. Yani başlangıç noktasını farklı seçersen, aynı olay kişide farklı bir yargı oluşturabilir. Bu yüzden kişinin içindeki adalet duygusu, hangi hikâyeyi ne kadar süreyle takip ettiğine bağlıdır.”


Sosyal medyada çok sık karşılaştığım, Dostoyevski’nin “Ezilenler” kitabında geçtiği söylenen ama aslında yazara ait olduğuna dair net bir bilginin olmadığı bir paragraf üzerine konuşmak istedim bu blog yazımda. Evet, yazara ait değil. Ama metnin kendisi, kime ait olduğundan bağımsız olarak insanın bakış açısını ve adalet duygusunu sorgulatan güçlü bir anlam taşıyor.

Peki bizler bir olaya “doğru” ya da “yanlış” demeden önce, ne kadarını gerçekten görebiliyoruz?

İnsan boşluk sevmez ve hikâyedeki boşluğu kendi anlamıyla doldurur. Görmediği tarafı tahmin eder, eksik parçayı sezgileriyle tamamlar ve çoğu zaman fark etmeden kendi değer yargılarını olayın içine yerleştirir. Bu yüzden aynı sahne, farklı insanlar için bambaşka anlamlara dönüşebilir. Çünkü insan, gerçeği olduğu gibi değil; zihninin ve duygularının izin verdiği kadar görür ve olayı sadece son noktadan bakarak değerlendirir. O noktaya gelene kadar neler yaşandığını bilmez. Ama yine de bir sonuç görür ve o sonuca göre bir yargıya varır. Bir davranışın arkasında bir süreç olduğunu unutmak çok kolaydır. O yüzden insanlar çoğu zaman birbirini anlamaya çalışmak yerine, gördüğü parçayı bütün sanır.

İnsan ilişkilerinde en hızlı yaptığımız şeylerden biri, karşımızdakini tek bir davranışa indirgemek. Bir anlık tavır üzerinden bütün kişiliği tanımlamak. Oysa insan böyle bir şey değildir. Kimse tek bir anına sığmaz. Ama biz çoğu zaman o anı büyütürüz.

Bir olay yaşandığında ilk refleks genelde “bana bunu yaptı” oluyor. Bu cümle çok net ve keskindir. Ama biraz durup düşününce, çoğu şeyin o kadar basit olmadığını fark ederiz. Çünkü her davranışın arkasında bir sebep vardır. Görünmeyen bir yük, bir birikim, bir geçmiş.

Aslında insanlar çoğu zaman en doğru bildikleri şekilde değil, en dayanabildikleri şekilde davranır. Bu bile tek başına birçok şeyi açıklar. Çünkü herkesin taşıma kapasitesi farklıdır. Birinin kolay geçtiği şey, bir başkasının içinde çok daha derin bir iz bırakabilir. Bazen de bir insanı anlamak, onun söylediği sözlere değil, söyleyemediklerine bakmayı gerektirir. Dışarıdan görünen davranış ile içeride yaşanan duygu arasında büyük bir fark vardır. Ve biz çoğu zaman sadece görünen kısmı gerçek sanırız. Kırıldığımız şeyler çoğu zaman karşımızdaki kişinin davranışı değil, bizim o anki beklentimizdir. Bu yüzden aynı cümle bir insanda hiçbir şey yapmazken, başka bir insanda uzun süre taşınan bir yüke dönüşebilir. Çünkü karşı taraf davranışı sadece kendi yaşadığı yerden okur. Bazen de tam tersi olur. Bir insanın hiç önemsemediği bir davranış, başka biri için çok derin bir anlam taşır. Çünkü herkesin iç dünyası farklı bir geçmişin ürünüdür. Ve bu geçmişler, fark etmeden bugünkü tepkileri şekillendirir. Bir insanın sana verdiği tepkiyi anlamaya çalışırken, çoğu zaman kendi hikâyeni merkeze koyarsın. “Ben olsam böyle yapmazdım” cümlesi buradan gelir. Ama herkes “sen” değildir. Herkesin dayanma şekli, susma biçimi, konuşma anı farklıdır. Bu farkı görmeden yapılan her eleştiri anlaşılmaktan uzaktır.


Şu da bir gerçek: İnsan ilişkileri baya karmaşık. Aile, arkadaşlık, iş… Herkes zaten kendi hayatını yetiştirmeye çalışıyor. O yüzden çoğu insanın bir başkasını gerçekten anlamaya ayıracak sabrı kalmıyor.

Ne yapılabilir daha anlayışlı olmak için, açıkçası bunun net bir cevabı yok gibi. Belki biraz yavaşlamak, hemen yorum yapmamak, bir an durup “acaba ne yaşıyor” diye düşünmek işe yarar. Ama yine de insan her zaman bunu yapamıyor. Çünkü hayat insanı yoruyor, yorgunluk da insanı biraz sertleştiriyor.

Belki şunu deneyebiliriz: kişinin ne yaptığıyla birlikte bizim nereden baktığımızı da hesaba katarsak, ikisi birlikte olduğunda bazı şeyler daha net anlaşılır hale gelebilir.


 
 
 

Yorumlar


  • Instagram

© 2025 Emine’nin Blogu – Tüm Hakları Saklıdır

bottom of page